Datawarehouse-Pusula Akademi işbirliğiyle üyelerimize özel eğitim,sertifika ve kitap olarak sunacağımız ödüller vermek istiyoruz.Bunun için tek yapmanız gereken Datewarehouse sitesine üye olmanız ve bilişim dünyasındaki bu gönüllülük hareketinde sizlerinde katkıda bulunmasıdır.
Sitemize en See details
Datawarehouse.gen.tr Türkiyedeki Oracle kullanıcıları için bulunmaz nimet. Dünyada oracle hızla gelişmekte ve bu gelişime kayıtsız kalmak mümkün değil. Hiçbir beklenti olmadan bilgilerini sizinle paylaşan bu ekibe destek vermek Pusula Akademi See details
Bugünün sirket patronlari acaba is hayatina nasil adim attilar diye hiç merak ettiniz mi? Kimisi dogustan sansli, önüne her türlü imkan sunulmus, kimileri de disleriyle tirnaklariyla kaziyarak gelmisler bugünlere. Bazilari çocuk yasta çalismak zorunda kalmis, hikayeleri romanlara tas çikartacak cinsten, bazilarininki ise tam bir girisimcilik öyküsü.
Örnegin Altur un sahibi Abdurrahim Albayrak, Almanya da biriktirdigi paralarla Istanbul a gelip minibüsçülük yapmis, Reis Gida nin sahibi Mehmet Reis, 7 yasindan itibaren bulasikçilik, çaycilik ve Ramazan davulculugu da dahil pek çok iste çalismis. Intercity Rent a Car in sahibi Vural Ak, bir nalburda tezgahtarlik ve soförlük yapmis. Richmond otelleri ve Capitol un sahibi Mustafa Aksoy bir kunduracida çalismis, Xerox un genel müdürü Mehmet Sezgin tezgahtarlik ve garsonluk gibi bir sürü is yapmis. Finansbank in ve Fiba Grubu nun kurucusu Hüsnü Özyegin ise ABD de üniversitede okudugu dönemde çalismis. Harvard da hamburger satan bir bü
fe isleten Özyegin, hayatta ilk gerçek isinin bu oldugunu söylüyor.
Hepsi bugün geldikleri pozisyonlarda ilk islerinin çok önemli oldugunu söylüyorlar. Is adamlari ilk is deneyimlerini anlattilar.
Türk is dünyasinin efsanevi is adamlarindan Vehbi Koç, is hayatina bir bakkal dükkaninda, Haci Ömer Sabanci ise pamuk isçisi olarak basladi.
Vehbi Koç, (1901-1996) Ankara nin Çoraklik semtinde dünyaya geldi. 1914 te Ankara Idadisi ne (lise) giren Koç, 15 yasinda Idadi yi bitirmeden tasdikname aldi. 1917 de dedesiyle ve babasiyla görüserek esnafliga baslayan Koç, Karaoglan Caddesi nde oturduklari evin altindaki dükkani bir sandik ayakkabi lastigi, bir sandik seker, birkaç teker kasar peyniri, zeytin, makarna gibi mallarla bakkal dükkáni haline getirdi. Onun görevi, dükkani açmak, süpürmek, tozlanan mallari temizlemek, müsterilerin aldigi mallari tartmak ya da saymak, mangali yakmak, camekanlari temizlemekti. Ardindan kösele isine giren Koç, sonrasinda otomobil ve petrol isine girdi. 1938 de Koç Ticaret Anaonim sirketini kurdu. Ardindan Demirdöküm, Türkay (simdiki adiyla Kav), Arçelik, Otosan, Aygaz i kurarak hizla büyüdü. 1963 yilinda Koç Holding i kurdu. Vehbi Koç, 1984 yilinda Koç Holding Idare Meclisi Baskanligi ni oglu Rahmi Koç a devretti ama, çalismayi bir an bile birakmadi. 1900 lerde, küçük bir bakkal dükkanindan yola çikan Vehbi Koç, dünya çapinda bir topluluk yaratti.
Sabanci Holding in kurucusu Haci Ömer Sabanci (1906-1966), Kayseri nin küçük bir köyünde dogdu. 13 yasinda babasini kaybettikten bir kaç yil sonra, talihini denemek için köyünden ayrilan Haci Ömer, 450 kilometrelik yolu yaya olarak katederek pamuk diyari Adana ya göç etti. Yeni hayatina pamuk isçisi olarak baslayan Haci Ömer, kisa sürede isçi müteahhitligine basladi, bir iki yilda yaptigi tasarruflarla pamuk ticaretinde mütevazi bir is kurdu. O dönemde yaninda çalisan isçiler Haci Ömer i "Aga" diye çagirmaya basladilar.
Haci Ömer Sabanci önderliginde sonraki yillarda sirasiyla Akbank, Bossa un ve çirçir fabrikasi, Bossa tekstil fabrikasi, Oralitsa, Aksigorta ve Teknosa kuruldu.
Ilk gerçek isi büfe isletmeciligiydi
Finansbank in kurucusu Hüsnü Özyegin de okurken çalisanlardan. Özyegin, 1 Nisan 2009 da Capital den Rauf Ates e verdigi röportajinda ilk isine 6 yasinda dedesinin magazasinda çiraklik yaparak basladigini söylüyor. Robert Kolej de okudugu dönemde ise Istanbul a gelen bir Japon fuar gemisinde tercümanlik yapmis. ABD de Oregon Eyalet Üniversitesi Insaat Bölümü nde okuyan ve Harvard da master yapan Özyegin, Amerika da egitim gördügü dönemde yaz kis çalismis. Insaat mühendisligi stajyerliginden, garsonluga pek çok iste çalismis.
Ilk isini ise Harvard daki ikinci yilinda kurmus. Harvard da bir snack bar (büfe) çalistiran Özyegin, hayatta ilk gerçek isinin bu oldugunu söylüyor. Özyegin, "Üniversitede birkaç is vardi. Biri gazete dagitmakti. Bir kiosk vardi, sigara falan satilirdi. Bir baskasi hafta sonlarinda talebelere hamburger falan satan snack bar di. Haftasonlari üniversite kampusunda yemek olmazdi. Talebeler için kabus gibiydi, dogal olarak bu snack bar a gelirlerdi. Iste ben burayi isletmistim. Hayatta ilk gerçek isim buydu" diyor.
Özyegin gençlere su tavsiyede bulunuyor: "Bir kere çok çalismalari lazim. Hiçbir sey çalismadan olmuyor. Merakli olmalari, okumalari lazim. Sadece üniversitede okumaktan söz etmiyorum. Çevrelerini iyi takip etmeleri gerek. Üniversite hayatinda çok iyi bir network, arkadaslik, dostluk kurmalari lazim. Bunlar, is hayatinda çok önem kazanan seyler oldu. Sabirli olmalari, yilmamalari da önemli. Yüz metre degil, maraton kosmalari lazim. Hayat da bir maraton aslinda. Yaslandiginizda hayat kisa geliyor, ama aslinda hayat çok uzun. Maraton kosmalari lazim."
Kaynak: http://www.capital.com.tr/
Kunduraci çiragiydi turizmin patronu oldu
Richmond otelleri ve Capitol Alisveris Merkezi nin sahibi Aksoy Group un kurucusu Mustafa Aksoy henüz 11 yasindayken kunduraci çiragi olarak atildi is hayatina. Askere gidene kadar da Kapaliçarsi da bu ayakkabici dükkaninda çalisti.
Ayni zamanda aksamlari Ingilizce ve daktilo kurslarina giderek kendini gelistiren Aksoy, o günleri söyle anlatiyor: "O zaman Küçükçekmece de otururduk, is çikisi kursa gider gece 1 de eve gelir, sabah 7 de tekrar ise koyulurdum. 3-4 yil böyle kurslara gittim. Lisan ögrendim."
Aksoy, askerden sonra çalistigi yer olan Kapaliçarsi ya dönüp, deri ceket alan turistleri gördügünde deri dikip satan bir magazada tezgahtar olarak ise basladi, 6 ay sonra patrona gidip dericilik yapmak istedigini söyledi. Patronu 5 magazasindan birisini Mustafa Aksoy a tahsis etti, ona sermaye de verdi, bu sayede Mustafa Aksoy dericilige basladi. Aksoy, dükkan hanin içinde oldugundan Kapaliçarsi ya gidip turistleri çevirerek onlari içeri girmeye ikna etmeye çalisiyordu.
Ilk ihracatini 1974 te ABD ye yapti. Kapaliçarsi da tesadüfen tanistigi bir Amerikali magazaciya deri ceket ihraç eden Aksoy, ardindan Almanya da ihracata basladi. Bu sirada derici dükkanindaki hissesi yüzde 20 den yüzde 50 nin üstüne çikinca ayrilip kendi isini kurdu.
1977 de Beyazit ta bir magaza açarak kumas konfeksiyon isine girdi. Sik sik kendisinden alisveris yapan Rahaat isimli bir Irakli ile tanisti. Onun israriyla, 1978 de Türkiye nin de ilk kez katildigi Uluslararasi Bagdat Fuari na katildi. "Irak ta her ailede 5 çocuk var, o nedenle hep çocuk kiyafetleri gönderdim. Fuarda 250 bin dolarlik hayatimin ilk büyük siparisini aldim. Sevine sevine Türkiye ye geldim. Böylece 7 yil boyunca, buraya konfeksiyon ihraç ettim. Ihracatta 5 milyon dolari geçtigim için 9 yil boyunca ITO dan altin madalya aldim."
Turizme tesvik indirimi hayatini degistirdi
Mustafa Aksoy, ihracattan kazandigi parayi gayrimenkule yatiriyordu: "10 kazandiysam 15 e gayrimenkul aliyordum ki daha çok çalisayim." Böylece 1988 de Istiklal Caddesi ndeki Richmond Otel in arsasini aldi. O zaman is hani yapmayi planliyordu, turizmin t sinden bile haberi yoktu. Tam da bu sirada turizme tesvik indirimleri basladi. Aksoy bu indirimlerden yararlanmak için binayi otele çevirdi. Hemen yanindaki binayi da katarak 1992 de Richmond Istanbul Otel i açti. Ardindan Pamukkale de yarim kalmis 350 odali bir oteli satin alip, yanindakiyle birlestirerek 1993 de Richmond Pamukkale Thermal i, 1995 de Richmond Efes i, 2000 de Richmond Pamukkale Spa yi ve Richmond Nua Wellness Center i açti.
Bu arada 1979 da aldigi arsalardan biri de Capitol Alisveris Merkezi nin arsasi oldu. Galeria dan esinlenen Aksoy 18 Eylül 1993 de Türkiye nin ikinci alisveris merkezini açti.
Ise bir minibüsle basladi
Bugün 8 bin araçlik filosuyla 100 bin çalisana personel tasima hizmeti veren Altur un patronu Abdurrahim Albayrak, çocuklugundan beri çalismis, para kazanmak için yapmadigi is kalmamis. Kendi deyimiyle para kazanma hirsi onun geninde var.
Abdurrahim Albayrak, 1954 yilinda Rize de dogdu. On yasindan itibaren hem okula gitti hem de okul çikisi ve tatil günlerinde babasinin bakkal dükkaninda satis yapip, briket atölyesinde briket kesti. Ayni zamanda simit ve kestane satti. 1968 yilinda babasi Almanya ya gidince, "bak babasi Almanyaya gitti kendisi aksama kadar top oynuyor, aksama kadar kahvehanelerde oturuyor" demesinler diye daha çok çalisti. Evlerinin önündeki dereden çakil çikartip, sepetle sirtinda tasidi, bunlarla tekrar briket ve künk kesti.
15 yasina geldiginde kendi kamyonlariyla Rize merkeze kum ve çakil götürmeye basladi. Babasi Almanya dan Türkiye ye dönünce oglunun yaptiklarina inanamayip hayretler içinde kalmis. Abdurrahim Albayrak o günü söyle anlatiyor: "Atölyemizin bahçesinde 15 bine yakin briketin istif halinde hazir oldugunu görünce çok duygulanarak beni iki yanagimdan öptügü ani hiç unutmayacagim. O hirs ve azimle babam atölyeyi çok iyi paraya satip, beni Almanya ya isçi olarak götürebilmek için mahkeme karariyla yasimi büyüttü."
Muzu, çikolatayi bilmiyordum
Babasiyla Almanya nin Frankfurt sehrine giden Albayrak, sehre varinca yasadigi saskinligi söyle anlatiyor: "Muzu tanimiyor çikolatayi bilmiyordum. Hele hele hayatimda alafranga tuvalet görmemistim, hatta defalarca babama tuvaleti sormama ragmen içeri gidip tuvalet göremedigimde sikila sikila babama tekrar sordum; o ilk gün çok zor anlar yasamistim."
Abdurrahim Albayrak, Almanya da insaatlarda demir isçisi olarak çalismaya baslamis, paydostan sonra her aksam 2 saat mesai yapip insaatin el arabasi, kürek vb. aletlerinin temizligini yapiyor, daha sonra barakaya giderek babasina taze fasulye, kuru fasulye, pilav gibi yemekler hazirliyor, babasiyla kendinin çamasirlarini yikayip kurutuyordu. Cumartesi pazar günleri ise evlere gidip bahçe düzenlemesi, badana gibi isler yapiyor ve bunun karsiliginda pesin para aliyordu. Ay sonunda babasindan çok para kazanip parasini bankaya yatiriyordu.
Askerde de bos durmamis
Uzun zaman sonra Türkiye ye dönmek isteyince babasi karsi çikmis, ama o israrla Türkiye de de bu sekilde çalisarak çok para kazanacagini söyleyerek Türkiye nin yolunu tutmus. Dönünce Almanya da biriktirdigi parasiyla Istanbul Habibler de bir arsa satin almis. Vatani görevini tamamlamak için askere giden Albayrak, askerde de bos durmamis. Askerlerin ayakkabilarini boyayip para kazanmis.
Tasi topragi altin Istanbul
Askerden sonra, baba ocagina dönüp bir minibüs satin alan Abdurrahim Albayrak, tasi topragi altin diyerek Istanbul un yolunu tutmus. Edirnekapi, Besyüzevler, Sultançiftligi, Habibler, Kayabasi ve Samlar hattinda çalismaya baslamis. Sabah 6 da kalkip gece 12 ye kadar çalisip 1.000 lira kazanmadan yatmamayi kendine sart koymus. Bu parayi ertesi gün bankaya yatiriyor ve 30 günde 30.000 lira biriktiriyormus. 13 ay sonra babasi Almanya dan izne gelip de banka cüzdanini görünce saskinligini gizleyememis ve ertesi gün borçsuz bir minibüs satin almislar. 8 ay sonra üçüncü minibüslerini satin almislar. Albayrak, "Allah yürü ya kulum demisti. Iyi para kazaniyorduk, islerimiz iyiydi, mutluyduk" diyor.
1977 yilinda Altur u kuran Albayrak, "Hedefim, tasimacilik filosu kurmak ve sürekli yeniliklere adapte olarak kendimi ve firmami gelistirmekti. Para kazanma azmi bir insanin geninde olur bu da benim genimde vardir. Allah herkese nasip etsin" diyor.