Datawarehouse-Pusula Akademi işbirliğiyle üyelerimize özel eğitim,sertifika ve kitap olarak sunacağımız ödüller vermek istiyoruz.Bunun için tek yapmanız gereken Datewarehouse sitesine üye olmanız ve bilişim dünyasındaki bu gönüllülük hareketinde sizlerinde katkıda bulunmasıdır.
Sitemize en See details
Datawarehouse.gen.tr Türkiyedeki Oracle kullanıcıları için bulunmaz nimet. Dünyada oracle hızla gelişmekte ve bu gelişime kayıtsız kalmak mümkün değil. Hiçbir beklenti olmadan bilgilerini sizinle paylaşan bu ekibe destek vermek Pusula Akademi See details
Insanlarin merak ettikleri seyler listesinde ilk üçte kesin bu soru vardir. Her halde okul hayatinda baslayip is hayatinda devam eden bir sorudur. Okul hayatinda verilen yanitlar tatmin edici gelse de is hayatinda ayni yanit, tam tutmaz. Okulda "çok çalisiyor, çok zeki" denip geçilen sey, is yasantisinda tam yerine oturmaz. Bir sey eksik kalir, içe sinmez.
Bu arada, basari kriteri nedir diye birsey akliniza geliyorsa, bosverin. Odagimiz o degil. Soruyu soranin kastettigi basari tanimi neyse onu ele aliyoruz. Para ise para, güç ise güç, statü ise statü, mutluluk ise mutluluk....
Genelde sorunun cevabi is yasaminda ilk 3 ila 5 sene içinde bulunmazsa patinajlar, kendisi dahil çevreyi suçlamalar, niye ben degil de o serzenisleri ve kisir döngü baslar.
Bu kendi kendine sorup bulamama hali cevabi bulma ile sona varir. Buldugunda daha kötü bir hale gelir, sonlanmamis daha beter bir hale gelmistir. Buldugu cevaba inanamaz çogu insan. Çünkü daha önce karsilik buldugu "ça
lisma ile hallolur, çalistigimi üstüm (ögretmenim) görür" yeterli gelmemektedir ve iliskilerin, kendini anlatmanin da gerektigini anlamistir. Sorun, bünyenin bu cevabi reddetmesidir. Halbuki ne güzeldi eskiden? Çalisinca oluyordu veya çalismamayi seçiyorsam basarili olmamam normaldi.
Ben, su basarili bulunan kisiye dogrudan sirrini sormayi deneyen görmedim, kendim de yapmadim. Dolayli yoldan kafami çarparak demeyelim, gözlemleyip basima gelenden ders alarak farkettim. Bana koçluk yapan da yoktu. Simdi koçlar var. Bulduruyorlar insana...
Aranizda gidip dogrudan soran veya sorani gören varsa, tebrik ederim. Çok sanslilar ve akillilar. Genel egilim bu degil. Genelde aliskanlik devreye girer. Varsayimlar... "Çünkü "deyip bir balon açilir ve kendi deger sistemimizde bize basari için neler yapmak gerektigi ögütlendiyse, "ögretildiyse" o kaliplari doldururuz. Burada okuyunca "a tabii ya, tuhaf ama öyle yapiyoruz" diyorsunuz. Daha beterini de yapiyoruz.
Bu yaziyi okumaya devam etme cesaretini gösterenlere sunu söyleyecegim. Hatta, gider baskasina sorariz degil mi? "Niye o kadar basarili o?"
Karsimizdaki de kendince görüslerini paylasir, yine "basarili" dedigimiz kisiye kaftanlar biçeriz. Basarinin tanimlarina varan entellektüel konusmalara dalariz. Sürece giren ne kadar kisi varsa varsayimlar o kadar hararetlenir.
Velakin (derdi lise hocam) soru hala tüm hasmeti ile ortada durmaktadir. Tüm cevaplama çabalari, cevaplayanlarin (o) kisi için öngördügü kiliflardan ibarettir:
" Çok çaliskandir abi, biliyor musun, söyle yapar...."
" Torpili var(dir)"
" Agzi iyi laf yapiyor görmüyor musun?"
" Adam kullanmayi iyi bilir"
" Içeriden tiyo almis abi, tabii uygun zamanda orada olunca da ..."
" Müdürü onu çok sever"
Örnekler, biraz kiskançlik, dedikodu mertebesine varan sohbetlere benzedi. Çesni olsun diye öyle yazdim. Bu dozda olmasa da açiklamalar, bu temalar üzerinde döner.
Peki esas nedir?
Gidip "basarili"ya sordugunuzda size muhtemelen farkindalik seviyesi yüksek bir cevap gelecektir. Degisik sekillerde ifade edebilir ve süzdügünüzde sunu göreceksiniz:
Temelde hepsi, iliskilerinin genis ve güçlü oldugunu, onlara emek verdiklerini söylemektedirler.
Bunu kesfetme zamani çok küçük yaslar olabilecegi gibi, çooook geç yaslarda hala kesfedilmemis olabilir. Ne kadar erken olursa o oranda hayat kaliteniz artar. Çocuklarima bir an evvel bunu ögretmeliyim diye düsünürsünüz.
" Çalis, çalis bir yere kadar abi, bunu kim biliyor? Pazarlamak lazim"
Ingilizce egitim literatüründe bu kadar vurucu bir slogan nasil kullanilmamis sasarim. Bir sürü basari formülü gördüm. Buna rastlamadim. Bu da benim katkim olsun.
Formül:
"(Working working) bir yere kadar (networking) lazim (networking)!" derim.
(Çalis Çalis bir yere kadar, iliski agini çalistirmak önemli, iliski agi!)
Gülerler beni dinleyenler. Dogru derler.
Uygularlar mi? Süpheliyim. Benim gibi onlar da "canli", su gibi hava gibi temel gereksinimi olan ilgi bekleyen bu önemli varliklarina birçok engeller nedeniyle yeteri zamani ayiramazlar. Uygulama ayri bir maharet. Ayri bir beceri gelisimi ister, ayri bir kendini verme cesareti ve baskoyma hali.
Iste, fark buradadir. Basarili olanlar, bu "canli" varliklarini hep ayakta tutarlar, beslerler ve oradan güç alirlar.
Iyi satisçilara, gözde politikacilara, büyük girisimcilere, kariyerde zirveye oturanlara/orada kalmayi basaranlara baktiginizda hepsinde ortak noktanin bu oldugunu görürsünüz.
Peki, niye yapmiyoruz?
Iliskiyi yasayan bir sey diye kimse bize ögretmiyor. Bize "çalis" deniyor. Biz de inaniyoruz, çalisinca basarili olacagimiza.
Oysa, akademik basarinin hayat basarisini kesin olarak garantilemedigini görüyoruz. Yine de söylemde ilk tarafa agirlik hala devam ediyor, diger tarafini tamamlayanlar ve geregini yapanlar da fark atanlar oluyor. Istatistikler (Amerikalilarin yaptigi tabii, baska kimse yapmaz) bunu dogruluyor. Istatistige de gerek yok (Türklerin dedigi gibi). Çevrenize bakin; söyle bir aklinizdan arkadaslari, tanidiklari geçirin. Annenizin babanizin "X’in oglu da nasil böyle bir ise girdi, anlamadim vallahi " dedigini hatirliyor musunuz? "Falancanin kizi ortalama bir ögrenciydi, nasil bunlari yapiyor simdi tuhaf" demiyorlar mi?
Akademik basarisi iyi olan ayni zamanda basarili olanlar elbette var, onlar formülün her iki yakasini da yakalamis kisiler. Modellenmeleri iyi olur.
Bu ayma noktasi, iliskilerinizi düzenlemeye, onlara birer canli gözüyle bakmaniza yol açar.
Farkindaysaniz odagimiz iliskinin çoklugu, çok kisi ile birlikte olma degil. Iliskinin yönetilmesi ve sicakligi, canliligi ile ilgili.
Evrenin metodu
Köyde bir evimiz var. Köydeki çocuklardan biri, ilisiki yönetimindeki en önemli bilgeligi gösterir. Esimle bunu konusurduk da simdi burada yaziya koyacagim aklima gelmemisti dogrusu. Ismi Evren. Evren in hayatta uyguladigi iliski kurma metodu vermek. Köylü çocugu ne verebilir derseniz, "Özlem Abla" dedigi zaman öyle bir diyor ki, sevgisini ve saygisini veriyor. Bir "eline saglik" deyisi var, benim gibi yemek becerisi gelismemis birisi
bile kendini iyi hissediyor. Bunu candan ve hiç atlamadan yapiyor. Yas derseniz 6 yasinda tanidim onu, hep ayni. Simdi liseye gidiyor. Yatili okulda ceple konusmak yasak diye iki arada derede bayramda mesajini yazip yollar. Sok olursunuz. "Ben kimseyi aramadan daha o erken davrandi" diye kalirsiniz.
Iliski aginda simdi interneti, networking adina kullanip ona buna mesaj atan, listelere gönderi yapan satisçilar var. Çok garip. Gerçekten o listelere dönenler (döneceklerin çok az oldugunu düsünmekle beraber diyelim ki dönüyorlar) onlarin aradiklari müsteri mi? Çok ender ihtimal. Hedefledikleri müsteri, ihtiyacini zaten iliski agindaki biri ile halleder,
internetten gelenle degil.
Yani olay internet degil, olay networking (iliski aginizi çalismak). Iliskinizi kurduktan sonra netten yararlanirsiniz elbette.
Matematik sevenler için Formül:
ÇALIS + ILISKI ÇALIS = BASARILI OL
Kisa Formül sevenlere:
ÇALIS x (1 + ILISKI) = BASARI
Buradaki "1" Sizsiniz. 1’in Gücü Çoktur.
Arti isaretlerini çarpi ile degistirebilenler, "Çarpan Etkisi" yaratir. ILISKIye o kadar enerji verenlerin kazanacagi basari çok yüksek. Yasam kaliteleri adina bu büyük kucakta oturuyorsunuz. Her taraftan sarmalanmis yumaginizda ve sizin onlara dikkatiniz kadar onlar da size önem veriyor. Ne harika...
Isin temeli iliskilerin kalitesi. Sonunda getirisi otomatik. Art niyetle yapilmadigi karsida hissedilince destekleniyor ve kazan kazanlar basliyor. Sizi hep besleyen büyük bir iliski aginin kapilarini açiyor.