Datawarehouse-Pusula Akademi işbirliğiyle üyelerimize özel eğitim,sertifika ve kitap olarak sunacağımız ödüller vermek istiyoruz.Bunun için tek yapmanız gereken Datewarehouse sitesine üye olmanız ve bilişim dünyasındaki bu gönüllülük hareketinde sizlerinde katkıda bulunmasıdır.
Sitemize en See details
Datawarehouse.gen.tr Türkiyedeki Oracle kullanıcıları için bulunmaz nimet. Dünyada oracle hızla gelişmekte ve bu gelişime kayıtsız kalmak mümkün değil. Hiçbir beklenti olmadan bilgilerini sizinle paylaşan bu ekibe destek vermek Pusula Akademi See details
Mazeret üretimi ve baskalarini haksiz yere suçlama kültürü insanlik tarihi kadar eskidir. Bir basarisizlik durumunda hatayi baskalarinda, kullandigi araçlarda veya ortamda bulan kisi, özgüveninin zedelenmesini önlemek ister. Açikça ve mertçe "Ben basarisiz oldum" diyemeyen kisi, itibarini korumak için bulabildigi mazeretleri arka arkaya siralar. Bir kez mazeret üretmeye baslayan kisi bu huyunu kolay kolay birakamaz. Çünkü mazeretçilik, bir uyusturucu madde gibi önce insani rahatlatir ama sonralari siddetli bir bagimliliga yol açar.
Islenen suçlar ve günahlar için de mazeret üretimi her dönem yaygindi. Mazeret üretiminin yetersiz oldugu durumlarda ise kabahat baskasinin üzerine atilirdi. Eski Yunan da bir çatisma veya dogal afet ortaya çiktiginda suç "farmakos" diye adlandirilan kisilerin üstüne yüklenirdi. Taslanarak kent disina sürülen bu kisi sayesinde yöneticiler ve kentliler kendi hata ve kusurlarina mazeret bulmus olurlardi. Tevrat ve Incil de ise "ez-ozel" diye adlandi
rilan bir keçiye de benzer islevler yüklendigi anlatiliyordu. Bu keçiye dokunanlarin, kendi suçlari ve günahlarindan kurtulduguna inaniliyordu. Bugün "günah keçisi" denen bu masum hayvan, yapilan bir törenden sonra ya bir yardan atilir ya da çöle birakilirdi.
Son genel seçimden sonra CHP yönetiminin mazeret üretimi, büyük orman yanginindan sonra Yunan hükümetinin suçlamalari, bu köklü kültürün hâlâ devam ettigini gösterdi. Ankara Belediye Baskani Melih Gökçek in su sorununu Allah in takdiri olarak açiklamasi da mazeret üretiminin yeni bir örnegi oldu. Oysa yüzyillardir söylenen "Tedbirde noksan eyleyip, takdire bahane bulma!" atasözü iyi yöneticilerin mazeret üretmeye haklari olmadigini vurguluyordu.
Olumsuz sonuçlar Mazeret üretme kültürünün ve ataletin yayginlasmasi asagidaki olumsuz sonuçlara yol açar: - Insanlar, sorunlarin çözümünü, neredeyse mucizevi güçlere sahip olacagini düsündükleri kisilerden bekler. - Mazeret üretenin gözü disaridadir ve kendi hata ve zaaflarini görmek için aynaya bakmaz. Herkes bir baskasini suçladigi için kimse kendi tutum ve davranislarini degistirmeye çalismaz. Insanlar, hatalarinin bilincine varamadigi için de onlari düzeltemez. - Mazeret üretimi bir bulasici hastalik gibidir. Sizin mazeretinizi ben, benimkini de siz hos gördügünüz için görünürde bir çatisma ortami yoktur ama bu sahte huzur ortami sorunlari çözümsüz birakir. - Mazeret kültürünün egemen oldugu bir ortamda vasat performans, standart haline gelir. Kisiler, daha üretken ve verimli olmak için, bilgi ve beceri düzeyini yükseltmeye gerek duymaz. - Her seye ragmen bir seyler üretmek ve basarmak isteyenlerin morali ise kliselesmis mazeretlerle bozulur. - Bir seyi yapmamak için gösterilen bahanelerin çoklugu insanlarin cesaretini kirar, onlari daha karamsar yapar. - Çogunluk sorumluluktan kaçip, parmagini tasin altina koymadigi için sorunlar ve aksakliklar artar. Dag gibi biriken sorunlardan yeni mazeretler üretilir. Bu kisirdöngü böyle devam edip gider.
Çare sorumluluk duygusunda Mazeret üretimi, toplumun bagisiklik sisteminde, AIDS hastaliginin kisilerde yarattigina benzer bir sekilde, büyük hasarlara yol açar. Mazeret kültürünün kaçinilmaz sonucu olan beden ve beyin tembelligi, toplumlari tüm olumsuzluklara karsi savunmasiz birakir. Benzer zaaflar sirketlerde yasandiginda ise telafisi imkânsiz zararlar ortaya çikar.
Sorumluluk: Mazeret üretimi sorumluluklarin açik seçik belirlenmedigi ve paylasilmadigi kurumlarda daha yaygindir. Herkesin iyi ve kötü günlerdeki sorumlulugunun belli oldugu kurumlardaki çalisanlar ancak altindan kalkabilecekleri isi kabul eder. Bu tür kurumlarda yapilan hatalarin izini sürmek daha kolay olur.
Hesap verilebilirlik: Hata yapan herkesin bu hatanin sorumlulugunu yüklenmesi ve hesap vermeye hazir olmasi, mazeret kültürünün zararlarini azaltir. Etkin liderlik: Herhangi bir yönetici ile gerçek lider arasindaki en önemli fark, liderin yapilan isin her türlü sonucunu tek basina üstlenmesidir. Çünkü kadrosundaki kisilerin yaptigi hatalardan, o kisileri göreve getiren ve denetleyen lider sorumludur. Siradan yönetici ise sorumlulugu, yardimcilarina ve diger müdürlere atarak hatanin vebalinden siyrilmak ister. Gerçek lider, görev ortamindaki tüm olumsuzluklari önceden dikkate alir, her olumsuzluk için bir önlem düsünmek zorundadir.
MAZERETLER ÜLKESINDE HEP BASKALARI SUÇLUDUR Hayat yolunda düse kalka ilerliyorsunuz. Yol çukurlarla, engellerle ve dikenlerle dolu. Sikintilar ve dertler gücünüzü zorluyor. Baskalari ile yarisarak, epey uzakta görünen hedefinize ulasmak zorundasiniz. Arada bir karsiniza bir yol ayrimi çikiyor. Bir ok sizi hedefinize ulastiracak uzun ince ve çileli yolu gösteriyor. Bu yolu tuttugunuzda bir süre daha terlersiniz ama eninde sonunda istediginiz yere ulasma ihtimaliniz epey yüksek.
Diger yol ise kisa ve agaçlikli bir dere boyuna dogru uzanir: Bu yolu seçtiginizde ise "mazeretler ülkesi"ne adim atmis olursunuz. Gölgede dinlenirken, kendinizi iyi hissetmek için bahaneler, özürler üretmeye baslarsiniz. Türkiye’de eksiklik ve aksakliklarin bini bir para oldugu için mazeret üretiminde hiç zorlanmazsiniz. Her bulunan mazeret, omzunuzdaki sorumluluk yükünü biraz daha hafifletir.
Mazeretler ülkesinde suç hep baskalarindadir. IMF, Dünya Bankasi, belediye, müdürünüz ve iyi gün dostu arkadaslariniz, herkes sizi basarisiz kilmak için ellerinden geleni yapmaktadir nedense. O halde erisilmesi imkânsiz olan hedef için çalisip çabalamanin bir faydasi olmayacaktir. Bu ortamda beyin, gerçek sorunlar için çözüm bulmak yerine mazeret ve bahane üretimi ile mesgul edilir.
Ilkokul mazeretleri Mazeret arayisi çok erken yaslarda, daha ilkögretimin ilk sinifinda baslar: Siz tam ders çalismaya oturdugunuzda ya elektrik akimi kesilir ya da eve misafir gelir. "Kazik" sorular nedense hep çalisilmayan birkaç sayfalik yerden çikar. Üstelik ögretmen size takmistir bir kere, agzinizla kus tutsaniz size sinif geçirmez.
Okul bitip is hayatina atildiginizda durum farkli degildir: Isyerinde motivasyon yoktur, çevrenizdekiler size düsman gibidir. Isten eve, evden ise gidis gelisler, trafik sizi çok yormakta, performansinizi düsürmektedir... Bu kadar düsük ücrete, bu çalisma çoktur zaten! Bu kez, müdür size takmistir. Hep baskalari terfi eder, hep sizin hakkiniz yenir. Oysa siz müdürünüz ne dediyse yapmissinizdir.
Türkiye’de herkesin, hayatin her alani için her zaman kullanabilecegi bir mazeret seti vardir. Spor karsilasmalarinda oynadigimiz, yönettigimiz veya tuttugumuz takim yenildiginde, mazeretler arka arkaya gelir: "Saha çamurdu!", "Sicaga teslim olduk", "Hakem penaltimizi vermedi", "Kalemize üç kez geldiler, ikisi gol oldu", "Sakatliklar belimizi büktü..."
Küçük bir beldenin belediye meclis üyesinden basbakana kadar tüm siyaset insanlari da sik sik mazeretlere sarilir: "Enkaz devraldik"la baslayan bahaneler serisi su sözlerle uzar gider: "Ben yapardim ama IMF izin vermiyor" , "Türkiye’nin gelismesini istemeyen iç ve dis mihraklar var", "Toplum henüz hazir degil"...
Enflasyon tirmanisa geçtiginde suç ya domates ya da ham petrol fiyatindadir. Iktidar olmakla muktedir olmanin farkini unutan bazi bakanlar ise kendi görev alanlarindaki aksakliklardan sürekli yakinir ve yeni mazeretler üretir. Isadamlari ile kamu sektörü ve özel sektördeki yöneticiler de zamanla mazeret üretiminde ustalasir. "Önümüzü göremiyoruz", "Ihracatçi sahipsiz", "Devletin destegi olmazsa batariz", "Bizde elektrik çok pahali", "Çinlilerle basa çikamiyoruz", "Ankara bizi engelliyor" ve "Hükümete güvenemiyoruz" gibi mazeretler sik sik ekonomi sayfalarinda haber olur. Kapitalistin ve profesyonellerin en önemli niteliginin belirsizlik ortaminda risk almak oldugu nedense unutulur.
Mazeretler ülkesine giris vardir ama çikis yoktur. Bir kez mazeret üretmeye bir basladiginizda baska hiçbir sey üretemez, sorunlarinizla kucak kucaga yasamaya mahkûm olursunuz.
MAZERET, YETERSIZLIGIN ITIRAFIDIR Mazeret bir itiraftir. Basarisizliga kilif uydurmak isteyenler, önlerine çikabilecek engelleri ve riskleri ise baslarken dikkate almadiklarini kendi agizlari ile kamuoyuna duyurmus olur. Hem yetersiz olan hem de bu yetersizliginin bilincinde olmayanlara da kimse güvenmez.
Tembellik: Mazeret üretiminin en önemli nedeni ruh, beyin ve beden tembelligidir. Tembelligini çevresindekilerden saklamak isteyenler, çesitli mazeretler uydurur.
Yalancilik: Bir isi yapmamak veya yaptigi hatanin üstünü örtmek için kullanilan mazeretler, kisiyi giderek gerçeklerden koparir. Çünkü mazeret bir tür yalandir. Basarisizlikla sonuçlanmis bir isin, girisimin veya seçimin ardindan, mazeretleri siralayanlar ya kendilerini ya da baskalarini aldatir.
Karamsarlik: En tehlikeli mazeretler ise sosyal alanda üretilenlerdir. Toplumsal ve ekonomik hayatta basarisiz olanlar, düsük performanslarini hakli çikarmak için herkesin ayni durumda oldugu mazeretini ileri sürer. "Biz adam olmayiz", "Böyle gelmis, böyle gider" ve "Eller yaya, biz yaya" türünden laflari eden kisi "Herkes kötüyse, ben iyi olmak için niye kendimi yorayim ki" diye düsünüp sorumlulugu üzerinden atar. Diger insanlari, toplumu ve ülkeyi oldugundan daha kötü gösteren karamsar kisi, kendi basarisizlik ve yetersizligine bahane aramaktadir.
Korku: Hayatin getirdigi belirsizliklerden korkan kisiler hep kenara çekilir ve rutin isler disinda bir görev üstlenmek istemez. Bu korkusunu gizlemek isteyenlerin tek siginagi da mazeretlerdir. Bu kisiler yapilmak istenen isin imkânsiz oldugunu defalarca vurgulayarak çevresindekilerin de cesaretini kirar.
Dirençsizlik: "Basa çikma" ve "üstesinden gelme" becerilerinden yoksun olanlar bir ise giristiklerinde önlerine çikan ilk engelde hemen teslim bayragi çeker ve mazeretleri ardi ardina siralamaya baslar.
Bilgisizlik: Kendisinin ve çalistigi yerin sorunlari hakkinda çözüm üretemeyenlerin bir bölümü, islerini yapmak için gerekli olan bilgi ve beceriye sahip degildir. Bilgisizliklerini örtmeyi amaçlayanlar, ister istemez mazeret üretme tuzagina düser.
Toplumlari, insanlarin geri kalmisliga, haksizliga ve adaletsizlige karsi ortak mücadelesi ayakta tutar ve gelistirir. Gönlünü ve zihnini mazeretlerle uyusturanlar ise bu mücadeleden uzak durmak için yedeklerindeki yeni bahaneleri ortaya sürerler: "Ben tek basima ne yapabilirim ki?", "Faydasi olacagini bilsem, her seyi yapardim",
"Kimi, kime sikâyet edeceksin ki?", "Basim belaya girse beni kim kurtaracak?", "Ne yaparsan yap, ise yaramaz" türü bahaneler, kitleleri sosyal ve siyasi mücadeleden uzak tutar. Sonuçta isler daha da kötüye gidince, mazeretler toplumun ruhunu felç edecek komplo teorilerine dönüsür.
MAZERETLERIN ZINCIRINDEN NASIL KURTULURSUNUZ Sikisik bir durumdan kurtulmak için arada bir herkes bir mazeret üretir. Ancak mazeret uydurmak bir aliskanlik ve ikinci bir tabiat haline geldiginde elinizi ayaginizi baglar. Bir süre sonra mazeretler sizin hayattan ve yaptiginiz isten tat almanizi önler. Çirpindikça çaresizlik-karamsarlik batakliginda daha derinlere çekilirsiniz, Sizin ürettiginiz mazeretler bir süre sonra daha inandirici olarak yine size döner.
Toplumdaki iç dinamizmin, enerjinin ve basari potansiyelin, mazeret üretimi ile köreltilmesinin sonucu ise daha vahimdir. Böyle bir ortamda içinde bulundugunuz toplum, degisimin gerektirdigi reformlari dis güçlerin baskisi ile yapmak zorunda kalir. Kucagina sigindiginiz mazeretler bu kez sizin ve ülkenizin bagimsizliginin tehlikeye girmesine yol açar.
"Mazeret üretimi-edilgenlik-atalet-çözümsüzlük-sorunlarin birikmesi-yeni mazeretlerin bulunmasi" seklinde devam edip giden kisirdöngünün zincirlerinden kurtulmak istediginizde asagidaki önerilerden yararlanabilirsiniz: - Kendinize ve beraber çalistiginiz kisilere mazeret üretme yasagi koyun. - Baskalarinin uydurma mazeretlerini kabul etmeyin ve onlari tatsiz da olsa gerçegi söylemeye tesvik edin.
- Kendinizi derinlemesine taniyin. Mazeret üreterek kendinizi aldatmak yerine gerçeklerle yüzlesin. Kendinizi tüm zaaf ve erdemlerinizle tanimaya gayret edin. Aynaya baktiginizda kendi hatalarinizi itiraf edebilecek cesaretiniz olsun. - Mazeret jeneratörlerinden, her seyi elestiren, devamli sizlanan ve yakinan negatif enerji odaklarindan uzak durun.
- Yönetici olarak, iyi veya kötü yaptiginiz her isin sorumlulugunu mertçe kabul edin. Üstünüzdekilere, astlarinizi hiçbir zaman sikâyet etmeyin. Astlarinizin hatalarinin sorumlulugunu da yine siz üstlenin.
- Baskalarini suçlayarak degistiremeyeceginize göre istediginiz sonucu almak için kendi tutum ve davranislarinizi degistirmeye bakin. - Sorumluluk alin, parmaginizi tasin altina koymaktan korkmayin. Omzunuza bir sorumluluk yüklendiginde yere daha saglam basabilirsiniz.
- "Kurban" rolü oynayarak merhamet dilenmeyin. Karsilastiginiz kisilerden mazeretinizi öne sürerek anlayis beklemekten vazgeçin.
- Bir ise baslarken tüm engelleri ve riskleri ayrintili olarak analiz edin. Farkli senaryolar hazirlayarak gelecegin getirecegi her tür olumsuzluga karsi önceden bir önlem düsünün. Hiç beklenmeyen bir aksilik ortaya çiksa bile bunu isin bir cilvesi kabul edip, mazeret üretme tuzagina düsmeyin.
- Isi ve makami layik olana verdiginizde daha az mazeret duyarsaniz. Isinizde çalisanlari degerlendirirken kidem ve yas yerine performansi esas aldiginizda mazeretler azalir. - Baskalarini isaret parmaginizla suçladiginizda, diger üç parmaginizin sizi gösterdigini unutmayin. - Içinde yasadigimiz kritik günlerde hepimiz için iki yol var: Ya ataletimize bahane üretip problemin bir parçasi olacagiz ya da bir seyler yapip çözümün... Siz belki de hakli olan mazeretlerinizi unutarak çözümün bir parçasi olmaya gayret edin.