Datawarehouse-Pusula Akademi işbirliğiyle üyelerimize özel eğitim,sertifika ve kitap olarak sunacağımız ödüller vermek istiyoruz.Bunun için tek yapmanız gereken Datewarehouse sitesine üye olmanız ve bilişim dünyasındaki bu gönüllülük hareketinde sizlerinde katkıda bulunmasıdır.
Sitemize en See details
Datawarehouse.gen.tr Türkiyedeki Oracle kullanıcıları için bulunmaz nimet. Dünyada oracle hızla gelişmekte ve bu gelişime kayıtsız kalmak mümkün değil. Hiçbir beklenti olmadan bilgilerini sizinle paylaşan bu ekibe destek vermek Pusula Akademi See details
Evet, kesinlikle aci veriyor! Ancak bunu da atlatabilirsiniz. Nasil mi? Tabii ki iliskiniz ve birlikte oldugunuz erkekle ilgili gerçeklerle yüzleserek. Terk edilmenin dayanilmaz yükünü üzerinizden atmanin artik zamani geldi...
Hemen hemen herkes hayatinin bir döneminde terk edilmistir... Istenmeyen, geride birakilan ya da baskasi için bir anda yok sayilan taraf olmanin ezici yükünü kaldirmak hiç kimse için kolay olmasa gerek! Birlikte geçirilen zamanin bir anda gereksiz bir kâgit parçasi gibi burusturularak çöpe atilmasi ve anilarin hiç yasanmamisçasina yok sayilmasi terk edilmenin belki de ruhu en çok yaralayan kismi.
Güvensizlik ve Çaresizlik Hissi Psikoterapist ve Yasam Koçu Christine Webber, terk edilmenin herkesin basina gelebilecek bir olay oldugunu söylüyor ve söyle devam ediyor; "Terk edilmenin yol açtigi hayal kirikligi, bir insanin hayatta hissedebilecegi en kötü duygulardan biri. Reddedilmek, insani derinden yaralayan ve gururunun kirilmasina sebep olan
sarsici bir deneyim. Bir anda yüz üstü birakilmak ve istenmeyen kisi olmak, özellikle kadinlarda güven problemine yol açabiliyor. Bu kötü deneyim, kisinin sonraki hayatinda özgüveninin sarsilmasina ve diger insanlarla olan iliskilerinde güvensiz ve süpheci bir tavir takinmasina neden olabiliyor. Bana basvuran hastalarim, böyle bir deneyimden sonra kendilerini sanki zor bir operasyon ya da büyük bir trafik kazasi geçirdikten sonra yeniden hayata adapte olmaya çalisiyormus gibi hissettiklerini söylüyorlar. Genellikle biz kadinlar, terk edildikten sonra hissettigimiz o boslugu artik hiç kimsenin dolduramayacagini ve hayatimizin geri kalaninda bir daha âsik olamayacagimizi düsünüyoruz. Ancak böyle hissetmemiz bunun dogru oldugu anlamina gelmiyor. Aci çekmemize ragmen mantikli düsünmek, terk edilmenin acisini biraz olsun azaltiyor. ’Terk edildigim için kendimi çok mutsuz ve yikilmis hissediyorum’ diye düsünmek gayet normal. Ancak bu cümlenin devami ’Artik kimseyi onun kadar sevemeyecegim ve yalniz kalacagim’ olursa, o zaman kendimizi daha da karamsar ve çaresiz bir ruh haline sürüklemis oluruz. Bunu atlatmamiz ise çok daha zor olur."
Kadinlar Kendilerini Suçluyor Birçok kadin, hiç bir açiklama yapma geregi duymayan sevgilileri ve esleri tarafindan bir anda terk edilebiliyorlar. Ancak çogu kadin, güzel, zeki, duyarli ve çekici olan hemcinslerinin dahi terk edilebilecegini unutuyor ve ilk önce karsisindakini suçladiktan sonra elestiri oklarini hatali olmadiklari halde acimasiz bir sekilde kendilerine yöneltiyorlar.
Kadinlar Uzlasma, Erkekler Kaçma Taraftari Psikoterapist ve yasam koçu Christine Webber’e göre iliski bitme noktasina geldigi zaman kadinlar ve erkekler bu durumu farkli tepkiler vererek karsiliyorlar. Webber su yorumlarda bulunuyor; "Erkekler, geçmisten bu yana dogalari geregi stresle bas etmek için genellikle iki taktik uygularlar. Ya kavga ederler ya da kaçarlar... Kadinlar ise diger konularda oldugu gibi iliskilerindeki herhangi bir sorununun çözümünde de daha yapici davranarak orta yolu bulmaya çalisirlar. Kadinlar, erkekleri terk edecekleri zaman zaten önceden bunun sinyallerini vermis ve sikâyetlerini dile getirmislerdir. Erkekler ise daha önceden sikâyetçi olduklari konulari dile getirmedikleri için biçak kemige dayaninca da buna ihtiyaç duymaz ve bir anda her seyi kestirip atarak iliskideki sorunlardan kaçmak ve uzaklasmak isterler. Bu tabii ki herkes için geçerli bir varsayim degil; ama genellikle iliskilerde erkek ve kadinin rolü bu sekildedir. Basit bir problem söz konusu oldugunda kadinlarin bu problemi çözmek için konusmak istemesi, erkeklerin ise sikilarak konuyu bir an önce kapatmaya çalismasi bunun en basit örnegi..."
Nasil Bas Ederim? Terk edilmenin verdigi acinin üstesinden gelme ve hayatini biraktigi yerden devam ettirme, kisinin çocuklugunda yasadigi olaylar ile de dogrudan iliskili olabiliyor. Terk edildigi zaman kendilerini kisa sürede toparlayan ve olaylari tüm gerçekligiyle kabul ederek yoluna devam eden kadinlarin, çocukluk dönemlerinde özgüven sahibi olduklari ve anne babalari tarafindan istenmeme duygusunu yasamadiklari gözlemleniyor. Sevgilisi ya esi tarafindan terk edildikten sonra takintili bir sekilde davranmaya baslayan ve hatta kendisini terk eden partnerini daha da ulasilmaz ve çekici bulan kadinlarin ise çocukluklarinda reddedilme duygusunu yasadiklari, babalariyla problemli iliskilere sahip olduklari ortaya çikiyor.
Psikolog Simon Matthews; "Genellikle karsi cinsle olan iliskilerimizde farkinda olmadan çocukluk yillarinda yasadigimiz problemlerin çözümünü arariz. Bir kadinin terk edildikten sonra kendisini birakan partneri ile yeniden birlikte olmak istemesi, aslinda onu gerçekten yaninda istedigi ya da sevdigi anlamina gelmeyebilir. Bu duyguyu daha önce travmatik bir sekilde yasadigi için ayni aciyi hissetmemek adina bunu istiyor olabilir. Terk edilmenin acisiyla bas etmek için atilacak en önemli adim, bilinçsizce sartlandigimiz bu duygularimizi mantik süzgecinden geçirmek, gerçekten ne istedigimizin farkina varmak ve kendi kendimize karsi dürüst davranmak olmali. Bir uzmandan da yardim alinabilir" diyor.
Webber ise terk edilmenin çaresizligi ile bas etmek için sunlari öneriyor; "Içinizde biriktirdiginiz öfke ve hayal kirikligindan olusan o zehri atana kadar konusun. Arkadaslariniza, sevdiklerinize ve ailenize duygu ve düsüncelerinizi anlatmaktan çekinmeyin. Önemli olan, artik anlattiklarinizdan sikilacak hale gelene kadar konusmaniz. Anlattiginizda yükünüzün hafifledigini, anlatmaktan sikilmaya basladiginizda ise artik olanlari önemsemediginizi fark edeceksiniz. Bunun disinda daha sosyal bir yasam sürmeye baslayin. Mutluluk hormonunun yardiminiza kosmasi için bol bol spor yapin, isinizle mesgul olun, arkadaslarinizla bulusun ve simdiye dek yapmaya zaman bulamadiginiz ya da eski partneriniz istemiyor diye ihmal ettiginiz hobilerinize zaman ayirin. Bir süre sonra kendinizi daha iyi hissettiginizi fark edeceksiniz... Yalniz olmadiginizi, hemen hemen herkesin ayni seyleri yasadigini ve bir sekilde üstesinden geldigini de aklinizdan çikarmayin..."