Datawarehouse-Pusula Akademi işbirliğiyle üyelerimize özel eğitim,sertifika ve kitap olarak sunacağımız ödüller vermek istiyoruz.Bunun için tek yapmanız gereken Datewarehouse sitesine üye olmanız ve bilişim dünyasındaki bu gönüllülük hareketinde sizlerinde katkıda bulunmasıdır.
Sitemize en See details
Datawarehouse.gen.tr Türkiyedeki Oracle kullanıcıları için bulunmaz nimet. Dünyada oracle hızla gelişmekte ve bu gelişime kayıtsız kalmak mümkün değil. Hiçbir beklenti olmadan bilgilerini sizinle paylaşan bu ekibe destek vermek Pusula Akademi See details
Her heyecanli kisi panik atak degildir Her heyecani panik atak saniyoruz oysa bu hastalik kisinin günlük hayatini da etkileyen kronik bir ruhsal sikintidir,
Uzm.Dr. Aytül Gürsu Hariri
Son yillarda Panik hastasiyim. Kendimi bildim bileli panik biriyimdir, meger hastaymisim gibi cümleler neredeyse günlük sohbetlerimizin birer parçasi haline geldi. Bunlari söylerken genellikle panik bozuklugu denilen hastaligin aslinda nasil bir sey oldugunu bilmiyoruz. Hatta her heyecani ve sikintiyi panik atak saniyor; heyecanli, tedirgin kisilik yapimizi bile panik atak seklinde adlandiriyoruz. Oysa panik bozuklugu oldukça sik görülen, tedavisi olan, ancak kronik gidisli bir ruhsal sikinti hastaligidir.
ANIDEN ORTAYA ÇIKAR
Genelde bireylerin yaklasik yüzde 10-30 u yasamlarinin bir döneminde en az bir kez panik atak geçirir. Ancak bu hastalik siklikla geçirilmis tek panik atakla sinirli kalmaz. Genellikle tekrarlayan panik ataklarla giden kronik bir seyir gösterir v
e kisiye hem sosyal hayati hem de meslegi açisindan büyük sorunlar yasatir. Bu bozuklugun en önemli özelligi beklenmedik bir anda aniden ve nedensiz olarak ortaya çikan, kisiye yogun olarak ölme, felç ya da sakat kalma veya çildirma korkusu yasatan panik ataklaridir.
Panik atak sirasinda kisi sanki kalp krizi geçiriyormus gibi kalbinde yogun sikisma hissi, gögüs agrisi ve çarpinti, bogulacakmis gibi ciddi nefes alma güçlügü, bayilacakmis ya da bilincini yitirecekmis gibi garip algilamalar, felç kalacakmis gibi vücudunun çesitli bölgelerinde uyusma, karincalanma, yanma seklinde belirtiler hissedebilir.
Kisi korktukça korkunun olusturdugu belirtiler de tabloya eklenerek agiz kurulugu, bas dönmesi, bulanti, ögürme, gegirme, kusma, karin agrisi, terleme ya da sicak basmasi, üsüme, ürperme, tüm vücutta sarsilma ya da titreme, sonuçta da asiri yorgunluk ve güçsüzlük hali olabilir. Panik atagin baslamasindan sonra ilk on dakika içinde bu belirtiler en siddetli düzeyine ulasir. Atak yaklasik yarim saat içinde geldigi gibi kendiliginden gider. Nadiren saatler sürebilir.
Kisiye bu derecede yogun ölüm korkusu yasatan belirtiler aslinda ne bir kalp hastaligi ne beyinde bir bozukluk ne de akil hastaliginin öncüleridir. Hangi inceleme yapilirsa yapilsin, bu belirtilerin kökenini açiklayarak fiziksel bir hastalik teshisi koyduracak elle tutulur gözle görülür bir bulgu saptanamaz. Bu nedenle her panik ataktan sonra kisi teshis konulana kadar hastanede hastaneye, hekimden hekime dolasir.
GÜNLÜK HAYATI ETKILIYOR
Atak sayisi arttikça, ilk atagi hatirlatan durumlar kiside ayni sikintilari tekrar yasatabilecegi beklentisine neden olur. Hasta tekrar atak geçirecegi beklentisiyle kendini dinlemeye baslar. Sadece bu sikintili bekleyis bile hastanin gündelik yasantisini sekteye ugratir ve her türlü sosyal iliskilerini sinirlandirir. Hastalar sürekli nabzini saymaya, tansiyonunu ölçtürmeye, hatta tansiyon aletini yaninda tasimaya, konu komsunun vermis oldugu ya da gittigi acil servislerde geçici olarak kendisine önerilmis ilaçlari tasimaya baslar. Gidecegi yerde en kisa zamanda kendisini ulastirabilecekleri bir saglik kurulusu olup olmadigini arastirir. Uygun görmedigi, güvenilir bulmadigi yerlere gitmez. Gittikçe evden disari çikma mesafesini daraltir, hatta evden çikma sikligini da gittikçe azaltarak sonunda eve kapanir.
TEDAVISI ZOR DEGIL
Panik bozuklugunun tedavisi dört adimda gerçeklesir:
1.Bilgilendirme
2.Ilaç
3.Bilissel-davranisçi psikoterapi
4.Aileye danismanlik
Bilgilendirme: Bu hastaligin ruhsal kaynakli oldugu, organik bir sebebi bulunmadigi, bu nedenle bu hastaliktan ölünmeyecegi, ancak kisi izin verirse bu hastaligin kendisine ve çevresine eziyet edecegi anlatilarak hasta bu gerçege inandirilir. Hastalik hakkinda ve genel sagliklari konusunda her türlü sorusu bikmadan yanitlanarak, hastanin gerçekten güven içinde oldugunu hissetmesi saglanir. Sadece bunun yapilmasi bile tedavinin ilk asamasi için büyük bir adimdir.
Bilissel-davranisçi psikoterapi: Hasta bilgilendirip ve egitilerek panik belirtileri basladiginda, bunlari ve bedensel duyumlari azaltacak teknikler ögretilir. Hastaya kas gevsetme ve solunum denetleme egzersizleri gösterilerek, hastanin zorda kaldiginda bu yöntemleri kullanarak rahatlamasi saglanir. Kisinin yanlis inanislar tek tek ele alinarak düsünme biçimi yeniden yapilandirilir. Kaçindigi davranislarin üzerine giderek hastanin korktugu durumlarla yüzlesmesi ve dolayisiyla duyarsizlasmayi saglayan ev ödevleri verilir.
Ilaç: Hem panik bozuklugunda hem de depresyonda serotonin denilen maddenin beyindeki iletimiyle ilgili bozukluklar oldugu belirlenmistir. Panik hastalarinin yaklasik yüzde 70 inde çesitli derecelerde depresyonun varligi da bilinmektedir. Bu nedenlerle serotonin üzerinden etki edebilen bir antidepresan kullanarak her iki hastaligin eszamanli olarak tedavisi mümkündür. Bu ilaçlar panik belirtilerini düzeltmekte oldukça etkili; üstelik kalici olarak bilinen bir yan etkiye de sahip degil.
Aileye danismanlik: Panik bozuklugu hastasiyla beraber yasayanlarin yükü de oldukça fazladir ve onlarda da çaresizlik ve bikkinlik duygusu agir olmaktadir. Bu nedenle hem onlarin kaygilarini azaltmak hem yanlis davranislarini düzelterek hastanin iyilesmesine katkida bulunmalarini saglamak için zaman zaman onlarin da terapi seanslarina katilmalari istenir.