Datawarehouse-Pusula Akademi işbirliğiyle üyelerimize özel eğitim,sertifika ve kitap olarak sunacağımız ödüller vermek istiyoruz.Bunun için tek yapmanız gereken Datewarehouse sitesine üye olmanız ve bilişim dünyasındaki bu gönüllülük hareketinde sizlerinde katkıda bulunmasıdır.
Sitemize en See details
Datawarehouse.gen.tr Türkiyedeki Oracle kullanıcıları için bulunmaz nimet. Dünyada oracle hızla gelişmekte ve bu gelişime kayıtsız kalmak mümkün değil. Hiçbir beklenti olmadan bilgilerini sizinle paylaşan bu ekibe destek vermek Pusula Akademi See details
Basari nedir? Hemen her sözlük, basari kelimesini "kazanmak" olarak açikliyor. Mesela Üniversite sinavini kazanmak gibi. Para kazanmak. Taraftar kazanmak. Dost kazanmak. Kazanmak, kazanmak ve kazanmak...
Iyi güzel de, nasil elde edilecek basari? Sorusunu uzmanina yada uzman olmayanina sordugunuz zaman, "önce basarmayi istemek gerekir" seklinde bir cevapla karsilasma olasiliginiz oldukça yüksektir. Kimilerine, soruda cevapta biraz ahmakça gelebilir. Isin özünde kim basariyi istemez ki?
Yarina adam gibi kalmak düsüncesi ile hayatina yön veren her insan, basarili olmak isteyecektir. O zaman her insan neden basarili olamiyor gibi bir baska zihin kurcalayan sorunun cevabini aramak gerekir sanirim. Bu soruya söyle Türk usulü bir cevap yakisirdi aslinda. "Basarili olmak istedin de seni tutan mi var" yada basari için ver gazi. "yürü aslanim kim tutar seni"
Türkiye de basari sözcügü ve bu konuda uzman yardimi sözcükleri bir araya geldiginde
, degerli arastirmaci Mümin Sekman in adi akla gelir. Yazar, "her sey seninle baslar" isimli kitabinda bu konuyu ele aliyor. Kitabin kapaginda ilginç bir not göze çarpiyor. Kitap bir yilda 400.000 adet satilmis. Sasirmadim desem yalan olur. Meger ne kadar çok basarili olmak isteyen insan varmis güzel ülkemde.
Mümin Sekman bütün sorularimiza isik tutacak güzel bir saptamasi var. Basarisizligin tanimini "Cam tavan sendromu" isimli bir deney ile açikliyor. Deneyde bir grup pire, cam fanus içine atiliyor. Fanus bir cam kapak ile kapatiliyor. Sonra alttan isitilmaya baslaniyor. Fanus isindikça cani yanan pireler, siçramaya basliyorlar. Her pire mümkün oldugunca yukariya siçramaya çalisiyor ve her seferinde cam kapaga çarpiyor. Bir süre sonra bütün pirelerin cam kapaga çarpmamak için 30 cm yükseklige siçradiklari görülüyor. Deneyin ikinci asamasinda cam kapak kaldiriliyor. Ancak pirelerin 30 cm yüksekligi asmadiklari görünüyor. Diger bir deyisle fanus disina çikmayi basaramiyorlar.
Basit bir deney ile, pire toplumuna hayatta kalacak kadar ziplamayi ögretmis bulunuyoruz. Ziplayan pire hayatta kalir. Buraya kadar güzel. Ancak pire toplumu eziyetten kurtulmayi basaracak mi? Kafalarini tavana vura vura edinilen cam tavan sendromundan kurtulmayi basarabilecekler mi? Bizim durumda pire misali, canin sikildikça sor soruyu sonra içinden bir türlü çikama. Anlayacaginiz soru sormayi ögrenmisiz ama cevap hep baskalarindan ve 30 cm. seklinde gelmis.
Lafi fazla dolandirmadan pire toplumunun hayat hikayesine geri dönelim. Aradan yillar geçer ve yeni nesil pireler dünyaya gelir. Günlerden bir gün, pireler ziplamaya devam ederken genç öncü bir pire ziplamaktan sikilir ve "yahu hep ziplayip duruyoruz. Ancak bir türlü su kabin sinirlarini asamadik. Hep beraber daha yukari ziplarsak buradan kurtulabiliriz. Neden daha yüksege ziplamiyoruz" Sorusunu sorar.
Bir grup pire hemen karsi çikar. "Daha önce bir çok kisi denedi ve kimse basaramadi. Sen mi kurtaracaksin bizi. Bosver daha yüksege ziplamayi haline sükret. Hem eski köye yeni adet mi getireceksin"
Baska bir pire toplulugu ise söyle der; "Buradan çikip ne yapacaksin. Hem disarisi çok tehlikeli. Bu bizim kaderimiz. Böyle gelmis böyle gider."
Bütün çabalarina ragmen, çevresinde sadece bir grup atalet sahibi bilge pire oldugunu fark eder. Ve hep bir agizdan bir türkü tuttururlar.
"Böyle gelmis böyle gidecek. Biktim illallah. Bize de bir gün kader güler. Güler insallah."
Bize de son sözü söylemek düser. Umariz pireler muradina bizlerde kerevetine.